| Fasıl Mûsikisi |
|
YORUMSUZ Sizlere, Aralık 1970 yılında Sayın Avni Anıl’ın yayınladığı Mûsikî ve Nota Dergisinde okuyucuya sunulmuş, Selâhaddin İçli’nin Faslı Mûsikîmiz hakkındaki görüşlerini (ve özlemlerini) içeren yazısını aktaracağım. Hiçbir yorum yapmaksızın aktaracağım bu yazıda, aradan geçen 36 yılı da hesaba katıp, daha o zamanlar dejenere olmuş bu mûsikî türümüzün, şimdiki durumunu, umarım bir daha düşünmenize vesile olabilirim. FASIL MÛSİKÎSİ
Fasıl, Türk Mûsikîsi’nin küçümsenmemesi gereken bir türüdür. Peşrevi, ağır aksak’tan başlayarak gittikçe hafifleşen çeşitli usullerdeki şarkıları, Saz Semâî’si ve taksimleriyle bir makam takımının hareketli ve zengin bir bütünlük içinde takdimi, mûsikî zevkini ve ihtiyacının bir başka şekilde tatminini sağlar. Maalesef son yıllar, gerek radyolarda, gerekse gazinolarda Fasıl Mûsikî’nin dejenere edilmekte olduğuna şahit oluyoruz. Nerede, 1938 – 1945 yılları arası Ankara Radyosu fasılları, nerede İstanbul Radyosunun 1948 – 1960 devresi fasılları ve hatta gazinolarda icra edilen eski fasıllar? Eskiden yapılanları tetkik, hatta yapmadıklarını, eksikliklerini de göz önüne alarak, günümüzde daha mükemmel fasıllar icra etmek neden mümkün olmasın? Niyet, dikkat, itina, mûsikî zevki ve gayret kâfi. Bugün yapılan fasıllarda, eser seçimi maalesef gelişi güzeldir. Fasıl mûsikîsi, hüviyetinin icabı olarak, her eseri bünyesine alamaz. Esere de yazık olur, fasıla da. Mesela: “Sana ey cânımın cânı efendim, kırıldım, küstüm, incindim, gücendim.” veya “ Kanlar döküyor derdin ile dide-i giryân.” şarkılarının bir fasıl içinde yeri nedir? Fasıl’a akıcılığını veren en mühim unsurlardan biri, şarkılar arasındaki aranağmeleri ve bilhassa eserlere giriş dolaplarıdır. Teslim etmek gerekir ki eskiler bu işin ustası idiler.
(MÛSİKÎ VE NOTA DERGİSİ, SELAHADDİN İÇLİ, SAYI 12, SAYFA 6, ARALIK 1970) Yazan:Yüce Gümüş |
|
| ( Cumartesi, 07 Nisan 2007 ) |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
![]() |
| ---------------------------------- |
| Bugün | 51 |
| Dün | 39 |
| Tümü | 34336 |