AŞK'A KARIŞMAK Her insanın hayata, bir görev yüklenerek gönderildiği fikri, bu mükemmel şahsiyeti düşündüğümüz ve hayatını incelediğimiz zaman daha da iyi ortaya çıkıyor. Yaşadığı çalkantılı dönemde insanlara bir çıkış noktası olmuş, onun yolu ile yol tutmak isteyenlere, adeta kutup yıldızı gibi, yol gösterici aydınlığını üzerlerinden eksik etmemiştir. Sadece halk değil, devlet büyükleri de onun bu engin gönlünden faydalanmışlardır. Derslerinde, vaazlarında hatta kayıda geçen her anında aşkı anlatmış, anlattıkça âşık olmuş, aşk olmuştur. O büyüdükçe küçülmüş, gerçek erdem ve sevginin sadece tevazu ile elde edilebilineceğine kanaat getirmiştir. Kabul ve hoşgörüyü insan olmanın temeli saymıştır. Çocuklara sevgisi, kadına saygısı, çalışkanlığı ve bunlara benzer bir çok örnek, bu ulu şahsiyetin kişilik hallerinin en açık örneği değil midir? Zamanı delen sesiyle bize hala, insan olmanın sırrını veren bu ilâhi zattan, insanoğlu daha ne kadar kaçacak. Daha ne kadar hakîkatten uzaklaşacak. Halbu ki o, bir Ney’in sesinde, bir Neyzen’in nefesinde. O, her acıma duygumuzun boy gösterdiği gizli mâbedimizde... Yüreğinde bir zerre aşk kırıntısı olan hangi kalp onun nûr-î ilâhîsi karşısında kayıtsız kalabilir ki. O yüce gönlün neresine baksanız aşk görürsünüz. Hangi halini sorsanız aşk cevabını alırsınız. Aşk, bu hâl ehline neler yaptırmamıştır ki; gecesini gündüzüne katmış, derdinden âlemi dolaşmış, ateşiyle gönülleri yakmış. Aşk bu hâl ehlinin, hâlet-i nez’de bile yakasını bırakmamış. Belki de en fazla burada zuhur etmiş. Çünkü o an ki, aşk ile yoğrulmuş bir hamurun, ustasının eline tekrar dönüşü. Düğün gecesi diye tarif edeceği kadar kutlu günü. Belkide hâlet-i nez onun doğum günü... Çorak bir toprakta gül gibiydi. Açtıkça açıyor, açtıkça mis kokusu zamana yayılıyor, dertli gönüllere devâ, fesatlara cefâ oluyor. O açtıkça açıyor mis kokusu çağdan çağa yayılıyor. O, gönlündeki bitmek bilmez aşk ateşi ile yaşlıya yoldaş, çocuğa arkadaş, dosta sırdaş olmuş, Hakk’a âşık, yâre sadık bir şekilde sevgilisine kavuşmuş, AŞK’A KARIŞMIŞTIR... YAZAN: YÜCE GÜMÜŞ
|
|
( Pazar, 01 Temmuz 2007 )
|